Sana olan hasretimi akıttım kalemime..!!! Söze nasıl başlarım buna kalbim karar verir belkide... Seni yazan kalem yazamaz oda yanıktır düşer hasretine... Eyy benim EFENDİM bir müjde vermiştin biz ümmetine... "Kişi sevdiğinle beraberdir" işte bu mutlu haberdir yanık gönüllere..!!
Sana olan hasretimi akıttım kalemime...!!! Yazamıyorum ALLAHIM kor düştü yüreğime... Sen yazılmazsın ki benim benim SULTANIM... Ben seni yazdım kalbimin en temiz köşesine...
Sana olan hasretimi akıttım kalemime... Ben aciz bir kul ne gelir elden nacizane... Bu satırları sana ithaf ediyorum....Eyy şerefli insan..!! Şefaat et Eyy Güller Güzelim biz ümmetine.!!
Eyy benim sürmelim.... Aaahh bu kalp yanar kor olur.. Ne yapacağımı bile bilmiyorum... Sadece adın yetiyor bu garibe... Ben ;ben olmuyorum... Gözyaşlarım bile çaresiz... Seni sevmeye bile utanıyorum.. Bilirmisin ey benim güller güzelim... Çaresiz kalmak ne zor ım.. DAYANAMIYORUM BU AŞK'A... Bir adın o güzel adın geçse yetiyor bu acize... Yemeklerim zehir oluyor yutamıyorum... Şuan bile mısralarıma yaşlarım renk veriyor.. Bu bile yeterli gelmiyor... Ya resul ne olucak benim halim... Çok özledim demeye bile utanıyorum Ben seni özlemeyi bile beceremiyorum... Bir gelsen .bir uzatsan o nuruna kurban olduğum... Mübarek elini ;işte o zaman erirdim ateşte yanan demir gibi... Birde bir gelebilsem yanına görebilsem Yeşillerin en güzeli ravzanı aaaahh... Biliyormusun Efendim; sana "Efendim" demek hoşuma gidiyor... Gerçi sen kelimelerin en güzeline layıksın.... Sultanım.....
Eyyyy gözümün nur'u...
Eyyy güneşin bile kıskandığı şerefli insan...
Eyyyy fahri kainat....
seni seviyorum ...... sevgilerin en güzeliyle.... aşkım Muhammed Mustefa s.a.v. .....
Şefaat...Şefaat...Şefaat et bize ... gökteki yıldızlar.... yerdeki kum adedince salat ve selam üzerine olsun
Ben seni görmeden sevdim, yorgun gecelerde titreyen, bir yanı yetim, bir yanı öksüz yüreğimle sevdim seni. Ey gönül bahçemde büyüttüğüm nazlı çiçek, ey sevdamın adı, aşkın gerçek anlamı, bu hasret, bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek. Ben seni görmeden sevdim…
Yolunu gözledim bir Medine sabahı, ellerimde güller, güller ki kokunu aldığım, kokunu alıp yandığım, yanıp yanıp ağladığım, ben seni görmeden sevdim…
Gözlerini gözlerime değdir efendim, ellerini ellerime. Sevmeyi senden öğrendim ilkin, sevilmesi gereken her şeyi senden, şefkat seninle mana buldu, buz çöllerini seninle aştım, ab-ı hayat sundun sıcak ikliminle. Gözlerini gözlerime değdir, ellerini ellerime efendim. Ben seni görmeden sevdim…
Bahar yülü insanlar bildim etrafında *******, onlardan biri olmak istedim hep, her emrine amade seninle yaşamak, seninle ölmek, seninle ağlamak ve seninle tebessüm etmek. Aynı sofrayı seninle paylaşmak istedim efendim, ama en çok seni, seni görmek istedim göremesem de, ben seni görmeden sevdim…
Veysel Karani sabrıyla büyüttüm sevgimi, hüznü yoldaş ettim, kâh yeller gibi estim yemende, kâh mecnun gibi düştüm çöllere. Bil ki ölüm kapımı çalıp geldiğinde, ne zaman nasıl kim bilir nerede. Ben seni görmeden sevdim efendim… Ben seni görmeden sevdim, rüyalarım var sana dair, özlemlerim var sana, al yüreğim senin olsun sultanım, uyandır beni aşka. Ey gül-i vefa, ey rahmet sağanağı, yağmur yağmur, tane tane düştün de gönlüme, kurak topraklarım hayat buldu gelişinle. Ben leyle çölünde seraplar gördüm çok zaman, boş hülyalara daldım kayboldum. Su içtiğim pınarlara ateşler dokundu, ben aşkımın hicranını sırtımda taşıdım. Ben seni görmeden sevdim…
Seni görmeden seven milyonlarca sevdalı gibi, en berrak duyguları besledim sana, en nadide hisleri. Gel efendim, al götür beni uzaklara, düşmeden gülüm tuzaklara. Gözlerimde yaş akar durur, bu ayrılık beni yakar durur. Gözlerini gözlerime değdir, ellerini ellerime efendim. Ben seni görmeden sevdim…
-Lüzumsuz yere konuşmaz; konuştuğunda ne fazla, ne eksik söz kullanırdı...
-Dünya işleri için kızmazdı...
-Kötü söz söylemezdi...
-Affediciliği tabii idi...
-İntikam almazdı...
-Düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi...
-Kendisini üç şeyden alıkoymuştu: Kimseyle çekişmezdi. Çok konuşmazdı. Boş şeylerle uğraşmazdı...
-İmanı, umutsuzluğa düşürmezdi...
-Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı...
-Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı...
-Kimsenin kusurunu araştırmazdı...
-Kimseye, hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi...
-Yanında en son konuşanı, ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi...
-Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse, o da güler; bir şeye hayret ederlerse, o da onlara -uyarak hayret ederdi...
-Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi...
-Her zaman ağırbaşlıydı...
-Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı...
-Kelimeleri, parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı...
-Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü; ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir, vakar ve sükunetle rahatça yürürdü...
-Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi...
-Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti: "Sen dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi ol "
-Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu...
-Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı...
-Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı...
-Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilemezdi...
-Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez, bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı...
-Sabahları evinden çıkarken şöyle söylerdi: “İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.”
-Sıradan değildi; ama sıradan insanlar gibi yaşardı.
-O, Hz. Peygamber'di. -Efendimizdi. güllerin efendisi. kainatın efendisi.(Aleyhissalatü vesselam)
Ey; gözlerinde cenneti saklayan, ayağını bastığı yerler cennet kokan nebi!.
Ey; Yaradan'ın en guzel eseri!. "Sen olmasaydın, sen olmasaydın.. alemleri yaratmazdım!." dedigi!. Var oluşunun şerefine, bütün varlığı hediye ettiği!.
Ey; insanoğlunun ufku -en güzel insan.. Allah'ın sevgilisi, kainatın gozbebeği!.
Ey; rahmeten li'l-alemin!.
Senden şefaat dilenen biçarelerin en sefiliyim, desem.. şefaat eder misin?.
Ey; kupkuru çölleri cennete ceviren gül!.
Ey; gönlünden gül dökülen resul!.
Küçak kız çocuğunun elinden tutup da giden, kuşu ölen çocuğa başsağlığı dileyen.. gözlerinden yaş dökülen devenin gözyaşlarını silen resul!.
Benim de gözümün yaşını siler misin?.
Küçük kız çocuğunun tuttuğu gibi tutsam elinden; yüreğimden binlerce kuş uctu, bin'i de öldü desem.. bana cennet kuşlarından bir kuş bahşeder misin?.
Ey; Islam'ın peygamberi!. Sevda ikliminin, en güzel mevsiminin.. en guzel çiçeği!. Ama mahzun, ama kederli...
Daima düşüncede, daima hüzün icinde ömründe, bir defa bile, kahkahayla gülmemiş.. gül yüzlü, güler yüzlü sevgili!.
Gözlerimi yumsam, ve; hulyana dalsam.. o gül kokulu gülüşün ile, benim de gözlerimin içine güler misin?.
Bir kerecik olsun seni düşünerek başımı koyduğum olmuşsa yastığıma, tutunduğum olmuşsa sana ve senin sevdana.. işte onun, işte onun hatrına!.
Ey; gözünü sevdiğim, özünü sevdiğim, sözünü sevdiğim!.
Ey; gönlümün sultanı efendim!. Ümidim, muradım, kurtarıcım, mujdecim...
Seninle Kevser havuzunun başında bulusabilecek miyim?. desem.. bulundugun yerden, yureğime bir damla su serper misin?.
Seni sevsem!. Cok, cok sevsem!. Öyle cok sevsem ki; sen koksa özüm, yüreğim.. sen koksa nazım, edam.. gönlüm sen dolsa, benim herşeyim sen olsan !
Ali'n, Fatıma'n gibi olsam!. Seni, onlar gibi seviyor olsam.. sen de; beni, onları sevdiğin gibi sever misin?.
Ey; bize bizden daha ziyade merhamet eden!. "Ümmetim, ümmetim!." diyerek, üstümüze titreyen!.
Ey; en ziyade muhtacımız, en cok isteyenimiz!. Bizi, Hak'tan dileyenimiz!.
Sen, umanı umutsuzluğa düşürmezsin!. Sen, senden isteyeni geri çevirmezsin!.
Senden, senin rahmetini dilesem.. ey; alemlere rahmet olsun diye gönderilen, banada rahmet eder misin?
Ey; Rahim!. Ve.. ey; Kerim!.
Asr-ı saadet'ten değilim!. Kokladığın gül, soludugun hava, yediğin hurma, içtiğin süt, okşadığın kuzu, bindiğin deve, avuçladıgın kum dahi değilim!. Bir kez olsun, yüzüne yüz sürmedim!.
Lakin; ben, senin.. "Kardeşlerim!." dediğindenim!. Ve; sana ve sünnetine revan olmak isteyenlerdenim!. Ve lakin; daha hala sevgili Veysel Karani'nin tırnağının ucu misali bile değilim, desem.. bana da hırkandan gonderir misin?.
Doğduğun günün, gecenin hürmetine.. bu gün ve gece; yüreğime, bir nur olup düşer misin?.
Sevgili Peygamberim!. Rabbim; sana ve, senin al ve ashabına.. ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca salat, selam ve bereketler ihsan eylesin; amin!