(Medine halkı ayakta 'Hüseyin'im gitme' karar karardı lakin gidecekti Abdullah bin Muti meşhur sahabi gelecek Hüseyin'in boynuna sarılacak 'Hüseyin'im kurbanın olayım gitme' diyecekti 'kurbanın olayım'. '___ halkına güvenme, kurbanın olayım gitme Hüseyin'im, Osman gibi vururlar seni de, Osman'ı o saffın başında öldürdüler o nasipsiz insanlar, gitme Hüseyin)
İmam Hüseyin'i vurdular Kolun kanadın kırdılar Al kanlara boyadılar Kerbelada, Kerbelada Al kanlara boyadılar Kerbelada, Kerbelada
(iki gündür su içemiyorlardı bir damla ne ki bir damla ne ki çocuklar feryat ediyordu su diye anaların sütü kurumuştu su yoktu 'bir damla su verin' dedi 'yok' diyorlardı isyan etti Hüseyin komutanla konuştu bu kez 'Allah'tan korkun' dedi 'şu Fırat ve Dicleden şuanda Yahudiler Hıristiyanlar su içiyorlar siz Peygamber torunlarına bir damla su vermiyorsunuz')
İmam Hüseyin susamıştı Bir yudum su aramıştı Ana yüreği yanmıştı Kerbelada, Kerbelada Ana yüreği yanmıştı Kerbelada, Kerbelada
Sen yoktun... Hz Âdem'deydi nurun Önce cenneti, Sonra yeryüzünü şereflendirdin. Âdem nuruna affedildi Arafat bu affa şâhitti
Sen yoktun Nuh'un gemisindeydi Nurun... Dalgalar yeryüzünü boğarken Taprağın bağrındaki su Gökyüzüyle buluşurken Ve bu bir ilahi azap derken, Allah nurunu taşıdı binbir sebeple Tûfan, nurunu selamladı edeple...
Sen yoktun... Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden 'Rabbimiz' dedi, 'Onlara kendi içlerinden Senin ayetlerini okuyacak Kitap ve hikmeti öğretecek onlara, Onları temizleyecek bir elçi gönder, Amin dedi on sekiz bin âlem Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak Amin dedi İsmail. Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.
Sen yoktun... Hz.İsa 'Ahmed' diye muştuladı seni Alemlerin efendisi diye sana seslendi. Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine.. Çünkü bu âlemin reisi geliyor... Bekleyin Ahmed geliyor. Kainata rahmet geliyor. Havarilerin yüzünü okşayan, Ölüleri dirilten bir nefes oldun Ama sen yoktun...
Sen yoktun Sultânım, Hz. Abdullah'ın alnındaydı Nurun Başı eğik gezerdi mazlum Huteyle göklerden seni sorardı Varaka seni arardı semada Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler. Ağlayarak süslediler ölüme... Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler. Sen yokken, Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek. Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi. Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi... En son çocuk atılırken çukura Annesinin suretinde bir melek tuttu onu Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi. Melekler süslüyordu hirâyı. Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur, Efendisine hazırlanıyordu mekke. Âlem Efendisine hazırlanıyordu Kainatın gözü Hz. Aminedeydi. Toprak yalvarıyordu rabbine, Allahım gönder artık diyordu. Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada
Ve bir gelişin vardı ya rasulallah, Bir inişin vardı yer yüzüne... Önünde cebrail! Ardında yalın kılıç melekler! Bir inişin vardı yer yüzüne... Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini. Herşey sus pus olmuştu. Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay! Kainat bir isim duymak istiyordu. Ve bir ses yükseldi Âmine'nin evinden; Muhammed! Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini. Muhammed! Melekler öptü o nurdan ellerini. Muhammed! Seni yaratan Allah'a kurbânız ey dürri yekta! Sana o adı veren rahmana kurbanız
Artık sen vardın Susuz topraklara rahmet indi seninle Annenden sonra anne halime sevindi seninle Yağmura mı ihtiyaç var? Kaldır şehadet parmağını, Yağmurları salsın Allah. Sonra tut ağacın yaprağını, Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah. Yeterki sen iste, Sen iste yarasulallah Deki ben kimim? Dağlar, taşlar dile gelsin, Dilsiz çocuklar ellerinden tutup, Ente Rasulullah desin.
Sen vardın Bedir kârdı, Uhut dardı Hendek yârdı. Yiğitlerin vardı. Ölmek için yarışan yiğitler...
Hele bir enesin vardı senin. Enes bin malik... Uhut'ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına, Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu. Onlar da 'Allah'ın Rasulü öldürülmüş deyince Enes kükremiş: ' Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız? Kalkın ve O'nun gibi ölün! Demişti. Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü. Hem de ne şehit ey nebi! Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi. Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
Musab Bin Umeyr'in vardı senin. Uhut'ta sancağını taşıyan. Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki Allah o gün melekleri Musab'ın suretinde indirdi.
Ebu hureyren vardı... Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı. Sen anlardın, Ya Ebâhir gel! Derdin.
Ve sen gittin... Bir gidişle gittin Ardında hüznün kaldı. Hasretin kaldı göklerde. Bilal ezan okuyamaz oldu Ne zaman teşebbüs etse Muhammed rasulullah demeye Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.
Sonra günler ay, Aylar yıl oldu. Ve asırlar oldu Sensizliğe açtık gözlerimizi. Ama sen bırakmazsın bizi. Sen varsın ey şehitlerin sultanı Sen varsın! Bir şehit bile ölmezken Sana nasıl yok deriz. Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin. Ne anam var ne babam... Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden.
Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah! Bırakma bizi ki; Allah; Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor. Bırakma bizi! Hayatı seninle öğretti Rahman. Kulluğu seninle tanıdık. Duayı senden öğrendik sevgili! Hz Ömer umre için senden izin isteyince, 'Kardeşcik' dedin ona, Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın? Bizler Ömer değiliz ama Bütün dualarımız senin için
Ey Rabbimiz! Rasulünü anışımızdan haberdar et! O'na binler salat, binler selam! Habibine Makam-ı Mahmut'u ver O'na vesileyi lutfet. O'nu refik-i Âlâya yükselt Bizi de affet O'nun hatrına affet Zatının hatrına Affet.
'Kıl Beni Ey Namaz'la namazın bizi doğru, duru, diri ve insan kılmasının ruhunu hissedeceksiniz. Abdestin insanın zihnini ve gönlünü nasıl kötülüklerden arındırdığına şahitlik edeceksiniz. Ezanla namaza çağrının, anne çağırışı gibi sıcak olduğunu fark edeceksiniz. Namaz vakitlerinin hayatımızı düzene koyduğunu keşfedeceksiniz. Fatiha Suresinde nûn’un gemisinde 'biz' olma bilinciyle bütün kainatı kucaklamayı öğreneceksiniz. Tesbihâtla, Rabbimize yakarışın en güzelini tesbih, hamd ve tekbir ışığında yaşayacaksınız. Namaz sevgisini bir nefes gibi içinize çekeceksiniz. Huşu’yu yakalayamadığınız anlar için namaza aşk ile bağlanmanın yollarını bulacaksınız.
Yorgun gecelerde titreyen bir yetim bir öksüz yüregimde sevdim seni Ey gönül bahcemde büyüttügüm nazli cicek, Ey sevdamin adi, askin gercek anlami Bu hasret, bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek
Ben seni görmeden sevdim
Yolunu gözledim bir Medine sabahi Ellerimde güller, güllerki kokunu aldigim, kokunu alip yandigim yanip yanip agladigim... Ben seni görmeden sevdim Gözlerini gözlerime degdir efendim, ellerini ellerime Sevmeyi senden ögrendim ilkin, sevilmesi gereken herseyi senden Sefkat seninle mana buldu, buz cöllerini seninle asdim Ben seni görmeden sevdim Bahar yüzlü insanlar bildim etrafinda pervane onlardan biri olmak istedim hep, her emrine amade Seninle yasamak seninle ölmek, ama en cok seni seni görmek istedim... Ben seni görmeden sevdim, konunu aldim güllerde, Ben seni görmeden sevdim, adini andim yürekte Sevgili Sevgili en Sevgili!!!!!