Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.

13/10/2009 - Blogumu bırakıyorum..




Arkadaşlar blogumu bırakıyorum buraya kadarmiş hoş cakalın..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/10/2009 - Dost musun?

Kategori: S__RLER


Dost musun?
Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...

Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!

Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...

Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...


Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...

Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!

Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!

Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden.

Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!

Neslihan Nur Türk...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/10/2009 - BUGÜN ALLAH İÇİN NE YAPTIN ?...

BUGÜN ALLAH İÇİN NE YAPTIN ?...

Saniyeler, dakikaları; Dakikalar, saatletleri; Saatler, haftaları; Haftalar, ayları; Aylar, yılları; Yıllar, ömrünü durmadan ve acımadan tüketip bitiriyor...
Hayat devam ediyor, ölüm hiç gelmeyecekmiş gibi..
Görüyorsun ki zaman nehri akıyor..
PEKİ... SENİN NE KADAR VAKTİN VAR.....
Yarın, saat beşte asılacağını bilen ve bekleyen bir idam mahkumuyla, bu satırları şu an okuyan senin aranda bir tek fark var..
O, daha kaç saati kaldığını biliyor, sen ise bilmiyorsun...
Bu, önemli bir fark mıdır?..
İster inan, ister inanma, ister ciddiye al, ister kulak arkası et...
Hiçbir hazırlık yapma ama. Her canlı ölümü tadacaktır. (Al-i İmran, 185)
İçinde, yürüdüğün ve bitecek olan "zaman koridoru" için muhakeme yapıp düşünmeye vaktin yok mu?...
Gel biraz, düşünelim...Ben; benim için, sen; senin için...
Evet, zaman akıyor ama kimisi için hüzün dolu, kimisi için sevinç...
Peki sen hesap gününü düşünüp, ödül ya da ceza alacağın gün için neler yapıyor, zamanını nasıl değerlendiriyorsun?...
Kim için ne kadar harcıyorsun vaktini?...
En kıymetli hazineni nasıl kullanıyorsun?...
Poyrazda mı savruluyor bir avuç toprak gibi, yoksa içinde bulunduğun günün mihenk taşlarını keşfedip, sonsuz yaşantına sonsuz armağan olarak mı gönderiyorsun?...
ŞİMDİ SORGULAMA ZAMANI:...
-Ne kadarını 3-5 kuruşluk dünya menfaati ve geçim derdi için,
-Ne kadarını havanın peşinden koşanlar için,
-Ne kadarını hipnotizma kutuları için,
-Ne kadarını boş sohbetler için,
-Ne kadarını meşhurların gayr-i meşruları için,
-Ne kadarını kara hayal perdesinin hayaletleri için,
-Ne kadarını şer yuvalarının masalarında maskeli canavarlar için,
-Ne kadarını zaman katillerinin tezgahlarında oyalanarak, kendinin ve sevdiklerinin ebedi hayatını hüsran etmek için harcıyorsun?...
Ya da hakikat güneşine kalbini yöneltip ne kadarını aydınlatabiliyorsun?
Sorgulamaya devam edelim lütfen..
Ailene ve sevdiklerine ne kadarını verebiliyorsun kıymetli zamanının?
Bir hikayede anlatıldığı gibi; Oğlun ya da kızın sana harçlıklarından saatlik ücretini biriktirip, "Babacığım- Anneciğim 1 saatini satın alabilirmiyim, benimle oynar mısın?" diyeceği günü mü bekliyorsun?...
Yoksa Rabbimizin hesap gününü mü beklemektesin?..
Öyleyse bu kelamı duymaya hazır ol:
-"Kulum senin dünya işlerin için 23 saat müsaade ettim ve senden 1 saatini istedim. Sen bunu da mı bana veremedin?"
Böyle diyeceği gün hangi yüzle duracaksın karşısında?
Küçük bir hesap yap:
20-30 yıllık bir saadet uğruna 23 saat, sonsuz saadet için ve zaten hazır verilmiş olan nimetler ve verilmekte olanların şükrü için sadece ve sadece 1 saat..
Tekrar ediyorum, 1 saat.
Bu nasıl bir adalet değil mi?...
Şaşılacak bir şey doğrusu...
Aslında hepimiz biliyoruz ki adalet değil her şeyiyle "Rahmet"..
Gün bitimini düşün bir de..
Akşamları yatağına girerken huzurlu musun mesela?
"Bugün Allah için, seni Yaratan için ne yaptın?" sorusuna, her şeyi ALLAH için yapman gerekirken, eli boş düşüncelerle mi dalıyorsun uykuya?...
Öyle zamanlar oluyor ki, paslanmış, tozlanmış vicdanın hiç sızlamıyor...
Dostumuz senden yardım istediğinde, ruhunun çırpınışlarını görürken ona yardım etmediğinde, vaktini onun için ayırmadığında, o senden gönül diliyle yardım beklediğini haykırdığında, sen bir şeylerin peşinde koşuşturduğunda ve ona yardım edemediğinde bunun hesabını nasıl vereceksin?...
Ve o arkadaşımız için bu durum hayati bir öneme sahip ise..!
Ayrıca, hayatta tanıştığın binlerce kişi o gün geldiğinde "Bana neden anlatmadın bunları?" diye sorduğunda dünyalar başına yıkılmayacak mı, yerin dibine geçmeyecek misin?, Rabbinin karşısında?...
Rabbin buyuruyor: "Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım"... (Zariyat.56)
O halde; bu Onsuz telaş treni, Hak istasyonuna ulaştırır mı seni?...
(ALINTI)


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/10/2009 - Mehmet Seyitoglu - Islandı seccadem

Kategori: Videolar
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/9/2009 - Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun..

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

muratena
gullerderya
sevgipinari01
ucurumcicegim
fzehra
sevil altunel
gocmenkizi
tesetturluyum
naliya
tebessum221
asudeebrar
seyyahcagri
elifnun
karcicegicrazy
msssevgi
gelinciklerdiyari
orkide33
hazan20
qelincik
askimakber
nisancatour
islam cihad
sonsuznurr
hayatafarklibak
karalamadefterleri
nuralem
laluask34
sudennur

NuROsmanlıTorunu emek verdi